Okul günlerimiz, gençlik yıllarındaki anılarımız ...

Merhaba, yazılarımı paylaşabilirsiniz, sonuçta paylaşmak için yazıldılar... Ancak lütfen emeğe saygı gösterin, isimsiz kullanılmalarına müsade etmeyin.

İlginize teşekkür ederim.


Tramvay, troleybüs, taksi, tünel

Bir önceki "Anılara yolculuk" gezimizde, çocukluk günlerimizdeki oyuncaklara bir göz atmış, onların gelişmemize nasıl katkısı olduğunu incelemiştik. Şimdi, eski günlerdeki şehir içi ulaşım araçlarına bir göz atmak ister misiniz ? Önceki seferlerde olduğu gibi, bir zaman tünelinden geçeceğiz; Osmanlı dönemlerine kadar geçmişe gideceğiz.

Hazırsanız, biz de (ben ve özgün fotoğraflar da) hazırız, birlikte tramvay, taksi, troleybüs, tünel yolculuğumuza başlayalım


1950'de İstanbul umumi Haritası

1950'lerde (ben henüz 3 yaşındayken), İstanbul nasıldı dersiniz ? Yukarıdaki harita size o günleri hatırlatıyor olmalı. Henüz, birinci, ikinci, üçüncü Boğaz köprüleri yoktu. Boğazı alttan geçecek olan tünelin inşaatı da başlamamıştı. 1950'lerde, İstanbul'da, sakin, huzurlu bir hayat vardı. Boğazın her iki yakasında, yeşillikler, alabildiğine uzanıyordu. Trafik, 1 numaralı sorun değildi. Bir yerden, bir yere gitmek için, telaşeli davranmaya da gerek yoktu, çünkü yaşam, (Eminönü - Beyoğlu - Üsküdar çevrelerinde) dar bir üçgende odaklanmıştı. Boğazda, Kalender vapuru, iskeleden iskeleye keyifli, keyifli süzülüyor, uzaktan tramvayların "çın, çın" düdükleri yankılanıyordu.



40 paralık tramvay bileti


40 paralık tramvay bileti


40 paralık Osmanlıca tramvay bileti


3.mevki tramvay bileti (1935-39 arası)


Tramvay, İstanbul'un, tek değilse bile, en önemli ulaşım aracıydı. Önemli merkezlerin arasında dolaşıp, dururdu.
Tramvaylarda "mevki" farkı vardı. 1ci ve 2ci mevki vagonlarının renkleri, konforları ve ücretleri farklı olurdu. Birinci mevkiideki koltuklar deriden, ikinci mevkiidekiler tahtadan olurdu. Yolcular, hem bindikleri vagona, hem de gidecekleri mesafeye (kıta'ya) göre ücret öderlerdi. 1872 - 1881 yılları arasındaki atlı tramvaylar döneminde, 1ci mevkiide kısa mesafe 20 para, en uzun mesafe 60 para; 2ci mevkii için en kısa mesafe 10 para, en uzun mesafe 40 paraymış. Ben, atlı tramvaylar devrini yaşamadım. Bu uygulama, benim yetiştiğim elektrikli tramvaylar döneminde de devam ediyordu. Ücretler, mevkiiye ve mesafeye göre değişiyordu. Pazartesi sabahları, Ortaköy'deki (Galatasaray) ilk okuluma giderken, Cağaloğlu'na en yakın durak olan Divanyolu'ndan binerdim. Bazı hatlar Bebek'e kadar devam ederdi.
Tramvay biletlerinin bir yüzünde, tüm kıtalar, mevkiiler ve ücretleri tablo halinde gösterilirdi. Arka yüzünde ise, bugünkü sistem haritalarına benzer bir şekilde hatlar gösterilirdi. Her bir daire arası bir kıtayı temsil ederdi. Biletlerin üzerinde yazıların tamamı Osmanlıca ve fransızca olurdu. Bizim zamanımızda, tramvayların akordeon yan kapıları olurdu. Vatman, çan çalmak için, ayağının altındaki bir düğmeye basardı. İçeride dolaşan biletçinin, boynuna astığı kahverengi deriden bir para çantası, elinde, biletleri yanyana dizdiği bir tahta kutusu olurdu. Bileti kopartmadan önce, arkası lastikli kalın kalemle, biletin üzerini işaretlerdi.


70 paralık Osmanlıca tramvay bileti

Biletlerin üzerinde yazılan ifadelere, duraklara birlikte bir göz atalım mı ?
Yedi-Colué, Ak-Serai, Beyazıd, Sultan-Ahmed, Emin-Eunu, Sirkedji, Pont, Karakeuy, Cabatache, Bechiktach, Ortakeuy, Courou-Tchechme, Arnaoutkeuy, Bebek, Silivri-Kapou, Daoud-Pacha, Top-Capou, Tchappa, Edirné-Capou, Fatih, Chehzadé-Başı, Eyoub, Aivan-Sérai, Djbali, Cassim-Pacha, Yenicheir, Harbié-Ferikeuy, Chichli-Caracol, Chichli, Azap-Capou, Municipalité, Galata-Sérai, Tunnel, Tatavla, Nichantache !
Fransızca-Türkçe arası garip bir dille ifade edilen bu isimler, tramvay üzerindeki hat tabelalarında da görülürdü.
Yukarıda yazılanlar "Asil" duraklardı. Bir de bunların yanında "İhtiyari" (zorunlu olmayan) duraklar olurdu. Vatman, inecek ya da binecek yolcu yoksa, bu duraklarda durmazdı.



Dersaadet tramvay şirketi

1914 yılının Ocak ayında, Dersaadet tramvay şirketi, elektrikli tramvayın işletilmesi ile ilgili tüm hazırlıkları tamamlamış. Deneme seferini, Galata köprüsünden başlatma kararı almış. Derken 25 Ocak 1914 günü, gelmiş, çatmış. Pazar günü olmasına rağmen, Karaköy (Karakeuy) meydanında, büyük bir halk kitlesi toplanmış. Herkes, beygir gücü yerine, elektrik gücüyle çalışacak tramvayı merak ediyormuş. Böylece, tramvay elektriğe, köprü de tramvaya kavuşmuş. Bu birliktelik, tramvayın son seferine kadar sürmüş


Kadıköy'de tramvaylar

Şimdi anlatacaklarımız, size çok daha ilginç gelebilir. İstanbul'daki raylı sitemlerin (hızlı tramvayın, metronun) ray genişliğinin öyküsünü (tarihini) bilir misiniz ? Bilmiyorsanız, kendinizi zorlamayın, gelin hep birlikte anlatılanları dinleyelim:

Ray genişliğinin standardı yaklaşık olarak 5 feet'miş (tam olarak 4 feet, 8.5 inch = 1.435 mm. / Bilgi için: 1 feet = 30,48 cm; 1inch = 2,54 cm). Neden acaba ?
Çünkü, ABD'deki tren raylarının genişliği 4 feet 8.5 inch'miş. Neden Amerika'daki rayların genişliği bu ölçülerdeymiş ?
Çünkü, İngiltere'deki rayların genişliği de bu şekildeymiş ve Amerika'daki raylar, ilk defa, sürgündeki ingilizler tarafından yapılmış. Neden, İngilizler, bu genişliği kullanıyormuş ?
Çünkü, İngiltere'de, ilk tren raylarını yapanlar, aynı zamanda, tramvay raylarını yapan kişilermiş. Trenlerde de tramvay ray genişliği ölçüsünü kullanmışlar. Neden özellikle bu ölçüyü kullanmışlar ?
Çünkü, ingilizler, öteden beri, at arabalarının tekerlekleri arasında bu ölçüyü kullanıyorlarmış. Tramvayları yaparken de aynı şasi genişliğini kullanmışlar. Neden at arabalarının tekerlek aralarında bu ölçüyü kullanıyorlarmış ?
Çünkü, eski ingiliz yollarında, yol izleri bu ölçüdeymiş. Başka bir ölçüde şasi yaptıklarında, oldukça büyük zorluklarla karşılaşabilirlermiş. Neden eski ingiliz yollarında, yol izleri bu ölçüdeymiş ?
Çünkü, Avrupa'da ve İngiltere'de, eski yollar, Romalılar tarafından yapılmış ve Romalılar, kendi savaş arabaları için, bu ölçüyü kullanıyorlarmış. Roma imparatorluğunun ilk savaşçıları, ilk yol izlerini kendi savaş arabaları için oluşturmuşlar; sonradan gelenler, arabalarının zarar görmemesi için, tekerleklerin arasındaki bu mesafeye uygun şekilde araba yapmışlar. Neden, Romalılar, savaş arabaları için, bu ölçüyü kullanıyorlarmış ?
Çünkü Romalılar, savaş arabalarının enini, önlerindeki iki atın kalçalarının (popolarının) arasındaki mesafeye tam eşit olacak şekilde ayarlamışlar.
Buradan şöyle bir sonuç çıkartabilir miyiz : Tiikol şirketinin, büyük SRB füzelerini (SRB, Solid Rocket Boosters'leri), Utah'ta üretip, dünyanın en gelişmiş Kennedy uzay aracı fırlatma rapmasına gönderirken kullandığı tren raylarının genişlik ölçüsü, iki bin küsur yıl önce, Roma atlarının kalçalarının genişliği ile belirlenmiştir.





Tramvaya asılanlar

Tramvaylar günlük hayatımızın bir parçasıydı. Misafirlik ya da ziyaret programları, tramvay sefer saatlerine göre ayarlanırdı. Gidilecek dinlenme yerleri de, tramvay güzergahlarına göre seçilirdi. Aile albümünde siyah-beyaz bir resim bulmuştum. Annem, babam, ağabeyim ve ben, kırlık bir alanda piknik yapıyorduk. Etrafta, tek tük ağaçlar gözüküyordu. Ben, okul öncesi çağda olmalıydım. Anneme, bu resimdeki yerin neresi olduğunu sordum. "Şişli" dediğinde çok şaşırdım. Anlattığına göre, bir tatil gününde, ailece tramvaya binmişiz; Şişli'de son durakta inip, bir kaç adım ötedeki kırsal alanda piknik yapmışız. Gün batarken, bir başka tramvayla dönmüşüz. Şişli'deki "o yeri" şimdi bulabilmeyi çok isterdim.
Akbaba gibi haftalık dergilerde, radyodaki parodilerde tramvay konusu çok işlenir, hicvedilirdi. "Sesle çizgiler üstadı Celal Şahin"in radyoda, akordeon eşliğinde yaptığı tramvay taklitleri pek beğenilirdi. Celal Şahin, tramvayın, bankalar yokuşunu çıkarken zorlanmasını "ıgına-sıgına-ıgına-sıgına" sözleriyle anlattığında, pek gülerdik.




Tramvayla ilgili haberler, gazetelere de konu olurdu. 1955'lerdeki bir gazete haberini birlikte okuyalım:

" Şu tramvayın haline bakınız, daha doğrusu, tramvayı kucaklayan gençlerin haline ! Bu gençler Haydarpaşa Lisesi öğrencileridir. Okuldan çıktıktan sonra, önlerinden dolu geçen tramvaya binip, bir an evvel, uzaktaki evlerine gitmek için, işte böyle ileri atılmakta, tramvayı sarmaktadırlar. Elbetteki bunların, bu hareketlerinde bir aykırılık yoktur. Okuldan çıkış saatine göre, bir kaç tramvay geçirilmezse, tek tramvay da dolu geçirilirse, öğrenciler başka ne yapabilirler ? Ezilmek, düşmek, arkadan gelen, yandan geçen diğer vasıtaların altında kalmak tehlikesine rağmen, bu çocuklar işte her gün böyle hareket etmekte, mekteplerine böyle gidip gelmektedirler. Reklam ve propaganda nutukları bir yana, herkesin gözü önünde cerayan eden bu hali görüp bir son vermek lazımdır. Bu çocukları bu şekilde tramvaya hücum etmekten men şeklinde olursa, çok daha ağır yazarız ! "




Taksim'de tramvaylar

İstanbul için vazgeçilmez gibi görülen tramvaylar, 1956 sonbaharında başlayan "İmar hareketleri"nden nasibini aldı. İlk önce, tramvayların, şehrin en önemli meydanı Aksaray'a girmesine izin verilmedi. Sonra, Topkapı-Çapa ve Çapa-Aksaray hatlarındaki raylar söküldü. İstanbul, yavaş yavaş, tramvaysız yaşama hazırlanıyordu. İstanbul yakası, 1961 yılında, tramvaylara tamamen veda etti. Avrupa ülkelerinde, kaldırılan tramvayların yerini hemen metrolar aldıysa da, İstanbul, metro ile çok uzun seneler sonra tanışacaktı. İstanbul'da, raylar söküldü, meydanlar yeniden düzenlendi, hatlar iptal edildi, araçlar tamir edilemeyecek şekilde açık havada bekletildi, tramvay zamana yenik düştü




Tramvay'ın son seferi, 128 no'lu tramvay, 12 Ağustos 1962

İşte çok iyi hatırladığım, canlı yaşadığım bir olay: tramvayın son seferi. Tarihler 12 Ağustos 1962'yi gösteriyordu. Günlerden pazardı. 15 yaşındaydım. Lise yıllarımdı. Köprüde, tramvayın son seferini bekliyorduk. Önde 128 numaralı olmak üzere, arka arkaya dizilmiş 6 tramvay, Karaköy tarafından geliyordu. Tarihi bir gün yaşadığımızı hissediyorduk. Tramvaylar, yolculuklarına, 1913 yılında, gene bu köprüde başlamışlardı. Alkışlar arasında, köprüyü geçerek, Sirkeci arabalı vapur iskelesine sıralandılar. Tramvaylar, bir süre daha, Kadıköy yakasında çalıştılar. 14 Kasım 1966 pazartesi günü, İstanbul'u ve İstanbulluları tamamen terkettiler.





Troleybüsler

Sürat azlığı, bakım masraflarının ağırlığı nedeniyle kaldırılan tramvayların yerine konan troleybüsler de çok uzun soluklu olmadı. Halk onlara "boynuzlu" adını taktı. En küçük bir sarsıntıda, boynuzları, üstteki telden kurtuluyor, şoför inerek, onları tekrar tellere yerleştirmek için çaba harcıyordu. Troleybüslerin hızları düşüktü, manevra kabiliyetleri azdı. 1984 yılında seferden kaldırıldılar. İstanbullular, troleybüsleri benimsemedikleri için, onları, tramvaylara yaptıkları gibi, duygulu törenlerle uğurlamadılar. Troleybüsler, sessiz, sedasız, hayatımızdan silindiler.




70'lerde otobüs bileti, 175 kuruş


80'lerde otobüs bileti, 500 kuruş






Eski İstanbul otomobilleri


1948'de taksimetreli otomobil


Direksiyondan vites (Foto: 1311 Mahmut Melih Kayahan)


Otomobil
, İstanbulluların hayatında hep vardı ama, yollarda çok ender görülüyorlardı. Plakalar, İST 7869 örneğinde olduğu gibi, İstanbul'un ilk üç harfiyle başlar, sonra, sıra numarasıyla devam ederdi. Ön camlar, genelde iki parçalıydı. Taksimetre, dışarıda bulunur, yolcu geldiğinde "kurulurdu". Otomobilin "taksi" olduğunu belirten, damalı şerit, camların altında, otomobili çepeçevre sarardı. Otomobiller, 3 vitesli olur, vites direksiyondan değiştirilirdi. Ağır nikelajlarla süslü olurlardı. Otomobile binebilmek için, kılık kıyafete de dikkat etmek gerekirdi. Otomobil ile ilgili özel bir moda bile vardı. Motor yağı değişimleri, şimdi olduğu gibi 15.000 km'de değil, 2.000 - 3.000 km'de bir yapılırdı. Otomobili olmak, bir ayrıcalıktı. Otomobili olanlar, mutlaka, otomobilleri ile birlikte bir fotoğraf çektirirlerdi.



Trafik kontrolü

Otomobilin az olmasına rağmen, trafik polisleri, her zaman olduğu gibi, gene sahnedeydi. Polis arabalarının tavanlarında sirenleri olurdu. Ekip olarak gezerlerdi. Henüz "radar tuzakları" yoktu. Gördükleri otomobili durdurur, evrak kontrolu yaparlardı. Trafik polislerinin, özel yapılmış, açık renk üniformaları olurdu.



Dodge kamyon



Bir ay süren hayvan denemeli seferlerden sonra, 17 Ocak 1875'te hizmete başlayan tünel, 1910 yılına kadar, 150 beygir gücünde 2 buharlı makineyle çalışırmış.



1940'larda tünelde ahşap vagonlar hizmet veriyordu


Tünelin hakkını nasıl ödeyebiliriz ki ? Tünel, hepimizin hayatında, o veya bu şekilde yer aldı. Özellikle Beyoğlu'nda okuyanlar için, en yararlı taşıma araçlarından biriydi. Galata ile Tünel'i birbirine bağlayan tünelin (Dersaadet'teki resmi adıyla Dersaadet Mülhakatından Galata ve Beyoğlu Beyninde Tahtel’arz Demiryolu'nun), Londra'dan sonra dünyanın en eski ikinci yeraltı toplu taşıma sistemi olduğu söylenirdi. Yüksek kaldırımdan inmek nisbeten kolay ve eğlencelidir ama ya çıkması ? Tünel olmasaydı, ne yapardık acaba ? Gençliğimizde, tünelin ön bölümünde durup, hattın tam ortasında, karşıdan gelen vagon ile buluşmayı seyretmeyi pek severdik. Yolculuk iki dakikadan az sürerdi. Bizim zamanımızda, vagonlar ahşaptı. Tekerlekleri de, şimdi olduğu gibi, lastik değildi. Tünelin kendine has bir kokusu da olurdu. Tünel, bize çok hizmet etmişti; bakalım daha ne kadar hizmet edecek ?

* * * * * * * * *

Bugünkü sohbetimizin de sonuna geldik. Bugün, eski günlerdeki şehir içi ulaşım araçlarına bir göz attık. Bütün taşıt araçlarına bakabildik mi ? Böyle bir iddiamız yoktu. Amacımız, sadece eski günlerdeki yaşantımızdan bir kesit sunmaktı. Biz, burada sizlerle yalnız biraz sohbet etmek istedik.

2 yorum:

Mehmet Dirik dedi ki...

Sevgili Aydin,
O zamanlarda bizde Mecidiyeköy e dut yemege giderdik, 1960 larda bile...
Sarachane-Horhor da oturdugumuz siralarda 1952, anneannemin evinin arkasinda her tür sebze yetisen bir bostan vardi. Sarachanebasi-Aksaray arasi sehrin göbeginde...
Bakirköy de de öyle, sen bana misafir geldigin tarihlerde bizim eve 200 m mesafede bostandan alirdik sebzelerimizi... Simdi oralarda yürüyecek kaldirim kalmadi.

Sevgiyle
Mehmet Dirik, Düsseldorf,
12 Haziran 2008

Başak dedi ki...

Değerli Aydın Bey!
Eski İstanbul fotoğrafları ararken bloğunuza rastladım. Doğrusu her yayınınız beni çocukluğumun ve gençkızlığımın tadı damağımda kalan günlerine götürdü. Çocuklukla erişkinlik arasındaki o köprüde iken, 1947 doğumlu olan ağabeyimin şiir defterinden gizli gizli okuduğum "İspanyol Meyhanesi" şiiri, çocuk saflığıyla gerçek oldfuğunu sandığım Orhan Boran'ın "Yuki"si, Şemsi Yastıman'ın mesleklerle ilgili destanı ki babam kırkbeşliğini almıştı.Zeki Müren'in en popüler pzları ve daha önce hiç görmediğim fotoğrafları... "Puro", "Jobb ", "leylekli Yapı Kredi Bankası","Merdaneli çamaşır makinesi" reklamları...Unuttuğumu sandığım daha neler neler... Emeğinize sağlık. Bütün bunları biriktirmiş, değerlendirmiş ve en önemlisi herkesle paylaşmışsınız.Sizi tebrik ediyorum. Boğunuzu kendi bloğumda bağlantı verdim. Değerli birikimizizi paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum.

Google
 

Sizlerden Gelenler ;

Sevgili Aydın; ağabeyin Mehmet'in Galatasaray Lisesinden sıra arkadaşıydım. Hatırlayacağını zannediyorum. Ayrıca bir de rahmetli Rahmi Ertin ortak dostumuzdu. Damadım ile kızımın sevgili amcaları idi. Uzun yıllar sonra, Mehmet'le buluştuk. İnşallah seninle de görüşürüz. Anılara Yolculuk siten, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımdan, hayallerimde bile unutulmuş güzellikleri yeniden yaşamamı sağladı. Eline ve o güzel yüreğine sağlık. Görüşmek dileğiyle. Sevgiler.


Altuğ İşmen, 1 Mart 2010


----------------------------------------------------


Sayın Aydın Ataberk,


Çok çok güzel olmuş ellerinize ve emeklerinize sağlık. Eski bir İhsan Çizakcalı olarak ayrıca şu anda merhum abeyimin de çizakcanın ilk öğrencilerinden olması dolayısıyla eski Bursa'yı ve okulumu, yazılarınızda tekrar yaşamış oldum. Size minnettarlığımı ve şükranlarımı sunar çalışmalarınızda başarılar dilerim.Saygılarımla


Erhan Kurtulan, Elk.Müh., 17 Aralık 2008


-------------------------------------------------------


Sevgili Aydin,



Muhtesem bir eser yaratmissin. Seni kutlarim. Beni Ekvator Gine'sindeki yamyamlarin arasinda aglatmayi basardin. Saatlerce tek tek butun belgelere baktim. Tombul yanaklarindan opuyor ve seni tekrar kutluyorum. Artik bu birikimleri koyacagimiz bir web sitemizin olmasi gerekiyor. Ben de onu organize edeyim. Senin bu muhtesem birikimlerinle cok guzel bir siteye sahip olacagiz. Yakinda www.gsl97.org aramiza katilacak.



Seni sevgiyle kucakliyorum.



Mahmut Melih Kayahan, 9 Aralık 2008


---------------------------------------------------------


Sizlere tesadufen ogrendigim Sn Aydin ATABERK tarafindan hazirlanmis bir site adresi iletiyorum. İzlemeniz tavsiye olunur, harika bir calisma olmus. Ellerine ve yuregine saglik....


Öznur Dere, 24 Eylül 2008


--------------------------------------------------------------Sevgili Aydın bey, anılara yolculuk Blogunuzu inceledim. İnanılmaz bir şey. Ne çok emek var. Ben sizden daha genç :) olduğum için eskiye ait yazı ve görüntülerin bir kısmını özel yaşantımdan hatırladım ama çoğunu da geçmişe olan özel ilgimden dolayı hatırladım. Çok duygulandım. Ne olur bu yaptıklarınızı daha çok insan duysun, sizi daha çok insan tanısın. Sizi tanıyan bir kişi olmak benim için ne şans. Sizi çok seviyorum. Saygılarımla,


Sıdıka Parlak, 24 Eylül 2008


-------------------------------------------------------------Aydin Bey Gunaydin ,



Ellerinize saglik, soyle bir goz atabildim henuz, ilk firsatta satir aralarinda kaybolmak isterim .



Ozellikle benim icin de sizi tanimak cok buyuk bir sans .



Saygilar, Sevgiler,



Sibel Birçiçek, 25 Eylül 2008


-------------------------------------------------------------Sevgili Aydın ağbey,



Bize tekrar muhteşem bir yolculuk yaptırdın güzel anılara.Ellerine sağlık ağbey bize böyle nefis güzellikler yarattığın için.


Sevgiler, saygılar



Sinan Acarel, 25 Eylül 2008


------------------------------------------------------------Sevgili Kardesim Aydin,



Candan tebrikler! Iyi ki boylesine guzel sunulan ve ozlem degeri yuksek anilarini bir gunlukte topladin ve e-postalarda kaybolmamalarini sagladin.



Daha nice 5000'lere! Gerek icerik gerek sunudaki nitelik ilgiyi kendisi yaratiyor. Ne mutlu bizlere, ayni ailedeniz!



Sevgilerle,


Tuncer Ören (1955), 26 Kasım 2008


-------------------------------------------------------------Aydın Bey günaydın



Sizi kutluyorum. Bu azminiz ve paylaşma isteginiz hiç eksilmesin, artsın….



Selamlar



Mustafa GEYVE, 26 Kasım 2008


---------------------------------------------------------------


GÜNAYDINLAR AYDIN ABİCİĞİM; NASILSINIZ?? "ANILARA YOLCULUKTA" DAHA 10 000'Cİ, 50 000'Cİ , 500 000'Cİ ZİYARETÇİLERE ULAŞMANIZ DİLEĞİYLE. BEN BÜTÜN KALBEMLE İNANIYORUMKİ AYDIN ABİMİN KALEMİNİN YALINLIĞI, SADELİĞİYLE ULAŞILABİLİR. YAZILARI OKURKEN DALIP BİR YERLERE GİTMEMEK İMKANSIZ.. SEVGİLER,SAYGILAR


Şükran Durgan, 26 Kasım 2008


---------------------------------------------------------------Sayin Aydin agabey



Boylesine guzel, degerli bir birikimi bir araya getirdiginiz ve bunu hazine degerindeki bir belgesellige donusturdugunuz için sizi kutlarim. Müzik dersini gösteren fotografta, sag basta yer alan muzik ogretmeni, Almanya'da muzik egitimi gormus, oglu da bir donem unlu bir fagotcu olan rahmetli Enver Haraçci hocamizdir. Karli kis gunlerinde, Ortakoy'de okulun onunden denize girer ve esasli bir sekilde yuzerdi.



Grand Cour'da hocalar maçini gosteren fotografin sag tarafinda en bastaki siyah formali adi yazilmamis ogretmen de, Galatasaray Ilkokulu yavrukurtlari baskurtu ve de 1950'li 60'li yillarda Ortakoy'de ogretmenlik yapmis olan Huseyin hoca'dir.



Saygilar, sevgiler



Turgay Tuna 102, 26 Kasım 2008


------------------------------------------------------------Sevgili Aydin Kardesim,



Gercekten bir "online GS müzesi" yaratmisin, eline saglik ve tebrikler !



Ender Enön ( 94 x1962), 26 Kasım 2008


-------------------------------------------------------------Çok güzel, çok sevindim.. Tebrik ederim Aydın Bey.



Çok çok daha fazla kişiye ulaşması dileğiyle. Çünkü gerçekten çok güzel bir çalışma.



Sevgi ve Saygılarımla



Gizem Ertürk, 26 Kasım 2008


------------------------------------------------------------Sayın Aydın Ataberk,


Doğum yerim Bursa anılarına yaptığım gezintide, sizin de benim gibi halamın gelin gittiği konakta kurulan "Özel Yeni Okul"dan mezun olduğunuzu öğrendim. Yalnız ben 1957 mezunuyum.... Ne yazık ki daha sonra kurulan İhsan Çizakça Kolejinin kapandığını öğrendim. Merhum İhsan ve merhume Süheyla Çizakça'nın ruhları şad ve mekanları cennet olsun!Selamlarımla,


Beyza Üntuna, 28 Kasım 2008


Türkiye Cumhuriyeti, Atina-Pire Başkonsolosu


-------------------------------------------------------------



Sevgili Aydın agabey ;


Henuz sadece ıkı bolumu okudum . Ikıncı bolum ozel ılgı alanıma gıren oyuncaklardı . Gecmıse donup o yokluktakı zenginliklerimizi hatirlamak çok güzel . Bir kez daha tesekkür ederim . Bence oyuncak dostu ve oyuncak müzesinin kurucusu sevgili Sunay Akın'la temasa geçip O'nun da sitene ulaşmasini saglarsan çok mutlu olacaktir .Sevgi ile kalin


Bünyat AKIN(104-106 V.S.), 14 Şubat 2008


------------------------------


Degerli Kardeşim



Erol Günaydın ın arkasındaki ben Mehmet Ali ve yanımda Özer Berkay dan tebrikler,selamlar,sevgiler,ellerinize saglık.Özer Berkay ve ben GSLAAG den ayrıldık,resimde gördügünüz oturan GS a hizmet eden üç kardeşimize madalya ve plaket verdik.Tahminen 40 ın üstünde agabeyimiz,okul müdürümüz Meral Mercan ,kıymetlı GS lılar bu madalya ve plaketleri aldılar. Resim o tören sırasında çekildi.



Bilgisayar kullanmada cok acemiyim,ancak daha çok gencim yaşım 73 yavaş yavaş öğreneceğim...



Lütfen gslaag ye girin,orada devrelere girin,gsl55.free.fr dan hatıralara girin 2 sahife Necdet Mahfi Ayral ın kızı Jeyan hanımefendinin bana hediye ettiği üç albüm resim ve efemeraları tetkik edin.Bunlarıda dilerseniz kullanabilirsiniz.



İyi günlerde görüşmek dileklerimle.



M Ali Zeren, 17 Şubat 2008


----------------------------------


Aydin agabey,



Dun gslaag sitesinde, yazilarinizda gezindim. Site harika, yazilariniz enfes, onlari toplanmis ve guzel sunulmus gormek icimi isitti. Hem sitenizin hem yazilarinizin duyurularini tekrar tekrar yapmaliyiz orada. Yapacagiz zaten. Dun bunu dusundum. Ilk olanakta ben de gerekeni yapacagim. (ilk vaktim oldugunda yani, affedin beni bu nedenle)



Saygilarimla.



Gün ARUN 113, 25 Şubat 2008


-----------------------------------



Aydin Bey merhaba


Hazirladiginiz sitenin öncelikle Bursa sayfasini, daha sonra da müzik sayfalarini ve digerlerini inceledim. Paylastigimiz noktalari da gördüm. Böyle bir ise zaman ve emek harcamak, bunlara derlemek takdire sayan. Sizi kutluyor ve tüm günlerinizin bu sekilde verimli olmasini diliyorum. Selamlar.Mustafa GEYVE, 2 Mart 2008


-------------------------------


Sayin Ataberk,



Blogunuz cok hosuma gitti.



22 sene evvel biraktigim dunyanin en guzel sehri Istanbul'u bana tekrar gezdirdiniz.



tesekkur ederim



selam ve saygilarla



David Hasday



New York, 7 Mart 2008


-----------------------------------


Sayın Ataberk,



Biraz önce oğlumun haber vermesiyle sitenize baktım. Elinize sağlık, kutluyorum. Ben de, unutulmuş, unutulmaya yüz tutmuş güzelliklerin arayışı, duyurulması çabasındayım. Blogunuzda sergilediğiniz bilgilere, belgelere kendi genelağ yerimde yer vermek, beni, ziyaretçilerimi pek sevindirecek, mutlu edecek. Bilmem izninizi alabilir miyim?



Bu arada belirteyim, ilgilendiğim konular arasında dilimiz, müzik, yazın, sinema önde geliyor. Sinemayla ilgili bir kitabım (http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=110695 ), araştırma yazılarım, senaryolarım, öykülerim vb. var. Bir göz atabilirseniz, http://www.ilgilik.net/ size bir fikir verebilir sanıyorum.



Başarılarınızın artarak sürmesi dileğiyle selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.



İnal Karagözoğlu, 10 Mart 2008


----------------------------------



Aydın Abi,



Tesadüfen



”Anılara Yolculuk”



Bloguna takıldım.



Bir defada keşfedilemez.



Dönüp dönüp bakacağım.



Teşekkürler.



Çok yaşa emi.



Sevgiler,



A.Şeref Türkmenoğlu, 22 Mart 2008


-----------------------------


Emeklerinize saglik, cok guzel olmus. Bir IEL ve ITU mezunu olarak da ayrica gurur duydum:) Saygilarimla,



Aydin Gurel, 23 Nisan 2008


-------------------------


Merhaba Aydın Bey,



Anılarda yolculuk sayfalarında gezinirken çocukluğuma gittim 4-5 yaşlarındaydım ve ilk defa film makinası görüyordum,İstanbul'dan Niyazi Dayı gelmişti ,Seher Nenemin kireç badanalı duvarına bir bez gerildi ve sizin eşinizin ve çocuklarınızın görüntüleriydi izlediklerimiz.Babanız parmaklarımı tutar birşeyler yapar hep eksik sayardı parmaklarımı onu güleryüzlü ve kocaman bir adam olarak hatırlıyorum çocukluğumdan.



Ben kimmiyim? ben Ümit Arıcan'ın küçük kızı Safinaz'ım,her ne kadar hiç tanışmamış olsakta selamlar sevgiler...



Safinaz KAROL, 31 Ekim 2008


-------------------------------



Ağbi bu güzel sayfalarına bakmak saatlerimi aldı. Yapması kim bilir ne kadar zaman ve emek gerektirmiştir.Ailem 1965'de Bursaya taşınmıştı. Abdal Köprüsünün 5-6 ev yakınına. Heryer gibi oralar da artık tanınmaz olmuş. O yıllarda köprü sayfandaki (daha önce görmediğim) o resmine benziyordu gene az çok.Güzel günler...


Murat Kalınyaprak 109, 1 Ekim 2008


------------------------------------



Aydın Bey sitenizi ziyaret ettim ve çok mutlu oldum. Lakin kendi çocukluğunun oyuncaklarını hatırlayıp bunu konu edip bugünün kuşaklarına aktaran maalesefki çok az büyüğümüz var. Yine maalesef ki geçmişe ait belleğimiz, sanki o güzelim oyuncakların yerine geçen modern oyuncaklarla birlikte yitip gitmaktedir.Aydın Bey, ben TRT çocuk televizyonu için eski ("Dedemin Oyuncağı) oyuncaklarımızı konu eden bir programın yapımcısıyım. Televizyonumuz Ekimde yayın hayatına başlayacaktır. Hazırlayacağım programda komuğumuza oyuncakla ilgili malzemeleri hazırlayarak ya da konuğumuzun desteğiyle; onun çocukluğunda yer etmiş bir oyuncağın yapım aşaması anlatımlı olarak gerçekleştirilecektir. Bu konuda önerilerinizi paylaşmanız bizi sevindirecektir. Yapımını bildiğiniz bir oyuncak varsa ve bunu bizimle program çekimiyle paylaşırsanız çok memnun oluruz. Şimdiden desteğiniz ve oyuncaklara olan duyarlılığınız için teşekkür ederiz, saygılar sunarız.


Engin Yıldız, 21 Eylül 2008


---------------------------------


Aydın bey günaydın,



sitenize meraktan hemen buradan bir göz attım. detaylı olarak evden bakacağız tabii. ellerinize ve yüreğinize sağlık diyorum. eski bursa ve istanbul resimleri çok ilgimi çekti. anlatımlarınızı da okuyacağım . tekrar teşekkürler. saygılarımızla,



Cenk Özçelik, 13 Şubat 2008 çarşamba


-------------------------------


Aydin Bey supersiniz !!!! tebrikler.



Ayşe Siner, 13 Şubat 2008 çarşamba


--------------------------------


Cok guzel. Super bir ani derlemesi. Size cok tesekkurler.Sanki o gunleri yasamis gibi hissettim. Sonsuz sevgi ve saygilarimla



Ali Rıza Tuğluk, 13 Şubat 2008 Çarşamba


----------------------------------


Harika bir site tebrikler tebrikler Aydın beyciğim cok yararlı ve enteresan. Bu sitenizinden faydalanabilecek ve memnunlukla takip edecek dostlar var acaba onlara da izninizle adresinizi iletebilirmiyim ?



Sevgiler ve tüm bu güzel şeylerin devamını getirmeniz dileyiğle



Fügen Evren, 13 Şubat 2008 Çarşamba


------------------------------------


Sevgili Aydın Ağabey;



Çok güzel bir site olmuş.Ellerinize sağlık ve teşekkürler. Saygılar.



Ahmet Dikencik, 13 Şubat 2008 Çarşamba


----------------------------------



Aydın Beycigim ,



bir ara sakin bir zamanda fırsat bulup okumak o güzel anlatımız esliginde kahvemi yudumlarken sizinle beraber gecmiste yolculuk yapmak isterim. Simdiden elinize, yureginize ve super hafızanıza saglık. Sevgilerimle



Özlem Şenkoyuncu, 13 Şubat 2008 Çarşamba


-------------------------------


Sevgili Aydın beyciğim merhaba.



Anılara yolculuk'ta İstanbul'un o eski günlerini sanki yeniden yaşıyormuş gibi keyif aldım. Biliyorsun ben GS lı değilim. 1970 Maçka mezunuyum. O yıllarda İstanbul bir başkaydı.



Geçen sene Sirkeci'deki Orient ekspres'te yaptığımız Eski dostlar yemeğine Yenikapıdan Sirkeciye yürüyerek gelmiştik.Bu yürüyüşten büyük keyif almıştım. Eski günleri ya'dederek beraberce yürümüş ve eski günleri anımsamıştık.



Anılara yolculuk için teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.



Harun Masatoğlu, 13 Şubat 2008 Çarşamba


-------------------------------------


Aydin bey,



henuz tamamini okuyamadim ama okudugum bolumler ve fotograflar cok guzeldi.Elinize saglik. Selamlar



Sevgül Alper, 13 Şubat 2008 Çarşamba


-------------------------------


Ellerine saglik çok guzel olmus



Ali Meriçboyu, 13 Şubat 2008 Çarşamba


---------------------------------



Ben de Aydın abimiz nerelere kayboldu diyordum. meğer yoğun bir çalışma içindeymiş. Blog'unuzu inceledim, çok beğendim. Yorum bile yazdım. Hayırlı olsun blogunuz.



Çok güzel olmuş. Ellerinize, emeğinize sağlık. Ben de sizden gelen mailleri güzelce derleyip, bir directory açıp saklamaya çalışıyordum. Ama böylesi çok daha güzel oldu ve size çok yakıştı. Sevgiler,



Yelda Dürüşken, 13 Şubat 2008 Çarşamba


-------------------------------



Merhaba Aydin bey,



Dun sayfaniza hizli bir bakis attim, simdi biraz daha bakacagim. Cok guzel olmus ellerinize saglik



Oldukca emek harcamissiniz. Harika gorunuyor



Sevil İnci Cankurt, 15 Şubat 2008 Cuma


---------------------------



Nefis bir arşiv..paylaştığınız için teşekkürler..Saygılar..



Ayfer Çırak, 15 Şubat 2008 Cuma


----------------------------------



Sevgili Ataberklerimiz Bu kadar güzel resimleri bulmak eskiyi bizlere yaşatmak breh breh (Bu aferin demektir.)Ben torunlarla Erim babamla meşgul olduğu için of günümde temiz bir nefes oldu.Her ikinizide öpüyoruz ilk fırsatta buluşmak dileğiyle. Nur. Erim dede(artık amca değil.)



Nursal Tarhan, 15 Şubat 2008 Cuma


------------------------------


Ozenle hazirlanmis bir blog...Teknik olarak kusursuz..Her sayfasini dikkatle okumak gerek...Hazirlayanin eline saglik...



Yorumkar, 12 Şubat 2008


--------------------------------------


Aydın Ataberk'in eseri, beni de çok etkiledi.


Ahmet Kuzucu, 26 Subat 2008 salı